Neşeyle Yönetim: İş Yerinde Gülmenin Etkileri

İnsanın o an yapmakta olduğu işi sevmesi, dünyada önem arz eden şeylerden sadece biri. İşten keyif almak, o işin potansiyel olarak ağır gelmesini engelleyen çok önemli bir unsur. Bir adım daha ileri gidersek, iş yaparken veya ofiste/iş yerinde çalışırken gülmek, bizi ve çevremizdekileri olumlu yönde etkileyen bir olgu. Kahkaha, yenileyici bir içecek gibi, hedeflerin ve teslim günlerinin üzerimizde yaratmış olduğu endişeye resmen ket vurucu.

Kahkaha, gülümseme ve tebessüm biraz da mizah duygusu ile birleşince ortaya daha az yorulma, öğrenme yeteneğinde artış, daha işbirlikçi bir ortam, stresli anlardan daha kolay sıyrılma gibi avantajlar çıkıyor. Bu durum bizleri iş hayatında daha etkili bireyler haline getiriyor sonuç olarak.

Şirketlerin happy hour’lara, ofis dışı aktivitelere ve kaynaştırıcı organizasyonlara harcadıkları bütçelere her birimiz şahidiz. Bunlar aslında ekiplerin daha etkili ve daha rahat çalışması için. Kahkahalar, gülüşler bizi bu amaca eriştirebilecek en kısa yol. Mizahın bir yerde var olmasının en büyük avantajı, olumsuz diğer duyguları o bölgeden kovuyor olması, aynı anda iki zıt hissi tecrübe edemeyeceğimize göre, mizah varsa olumsuz duygular hemen kapı dışarı ediliyor. Bu sebeple mizahı günlük iş hayatının içinde ufak tatiller gibi düşünebiliriz. Tatil, duygusal bataryaları yeniliyor, bizi gün içinde daha hoşgörülü, daha anlayışlı, daha sağlıklı tutuyor.

 

Araştırmacılara göre kahkaha, bizleri stres dolu anlardan kurtarabilme potansiyeline sahip. İş yerlerimizde politika ve gergin anlardan kaçış çok mümkün olmayabiliyor aynı zamanda etkilerini en aza indirgeyebilmek için ne yapacağımız konusunda da çok bilgili değiliz. Eğer hep beraber gülüp eğlenirsek hem işe dair hem de iş ortamındaki sohbetlere dair halimiz, tavrımız daha farklı hale gelecektir. Daha kolay öğrendiğimiz, daha kolay anlaştığımız ve beraber çalışmaktan daha da zevk aldığımız bir ortam, gülmek ile oldukça mümkün. Psikolog bilim insanları David Cheng ve Lu Wang tarafından ortaya konulmuş başka bir araştırmada, zorlu bir görevi tamamlamadan evvel komik videolar izleyen insanların sürdürülebilir başarılarında bir artış gözlemlendiği kaydediliyor. Bu verilere bakarak şunu söylemek hiç de yanlış olmaz; Mizah bizlere ihtiyacımız olan molayı veriyor, gülümseyişlerimiz bizi ‘acaba şimdi ne olacak’ demekten alıkoyarak daha az kaygı duymamıza yardımcı oluyor. Başka bir araştırmada da ortaya konulduğu üzere, stres altında olmadığımız hallerde daha başarılı olduğumuz bir gerçek.

 

‘Gülüş, bıkkınlığın ve kaygının tedavisi niteliğinde, kaynaşmayı artıran ve bizi iyi hissettiren bir olgu; yaratıcılığı, uyumu kamçıladığı gibi, analitik düşünme ve üretkenliği de zirve noktasına taşıyabiliyor.’ yazıyor Allison Beard ‘Neşeyle Yönetim’ isimli HBR makalesinde. Yapılan tüm araştırmalara bakıldığında, düşük kaygı seviyelerinin çalışanlar için faydalı olduğunu söylemek zor değil, bu durum işten kaytarmayı da azaltıyor. Eldeki verilere bakınca iş yerinde kahkaha tercihten ziyade gerekliliğe dönüşüyor. Eğer sınırları iyi belirlenmişse, mizah, kahkaha, gülüşler ve şakalar iş yerine ivme kazandırabilir, tartıya konulduğunda ise artılarının eksilerini oldukça açık biçimde geride bıraktığını söyleyebiliriz. Kurumlarda daha güler yüzlü ekip arkadaşlarıyla çalışmak istiyorsanız da kurumunuzda Kahkaha Yogası yapmak için İnsan Kaynakları’nın kapısını çalın. 🙂

Comments are closed.