İş’te Mutluluğu Engelleyen 3 Faktör ve Çözüm Önerileri

İş hayatına atıldıktan sonra, emekli olana kadar hayatımızın ve zamanımızın çoğunu işte geçiriyoruz. Hal böyleyken, iş hayatında mutsuz olmak hayatımızı çekilmez bir hale getirebiliyor. Bu olumsuzlukların özel hayatımıza ve sağlığımıza yansıması da cabası. 2017 yılında Amerikan Psikoloji Birliği tarafından yapılan bir araştırmada Amerikalıların politikadan, değişim hızından ve belirsizlikten ötürü stres seviyelerinin arttığı gözlemlenmiş. Yıl 2020 ve dünyaca hem hızlı bir değişim yaşıyor hem de belirsizliği iliklerimize kadar hissediyoruz. Belki bu problemleri yok sayamayız; ama varlıklarını kabul ederek hayatımıza devam edebilir, iş yaşamımızda mutlu olmamızı engelleyecek 3 temel faktörü fark ederek harekete geçebiliriz! Gelin bu 3 temel faktör neymiş bir bakalım:

1) Hırs Faktörü

Hepimiz sesli dile getirmesek de kafamızda kariyer yolumuzda gerçekleştirmeyi planladığımız birtakım hedeflerimiz var. Bu hedefler doğrultusunda azimle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken hassas nokta ise, hırsın gözümüzü bürümemesi. Aşırı hırs olaylara geniş perspektiften bakmamızı engeller ve kazanma dürtüsü ile gözümüzü kör eder. Bu da iş hayatımızda ilişkilerimizi zedeler, düzen ve huzuru bozar ve uzun vadede planlarımızı gerçekleştirmemize engel olur.

2) Norm Faktörü

Kariyerimizi şekillendirirken, aktif olarak iş yaşamında yer alırken bize katkıları olan yazısız kurallar olarak adlandırabileceğimiz birtakım normlar var. Her ne kadar bu normların bazıları bize fayda sağlasa da maalesef bazıları da bizim “biz” olmamızı engelliyor. 3000’den fazla personel ile yürütülen bir çalışmada çalışanların %61’inin kendilerini “olmaları gerektiği gibi” lanse ettikleri sonucuna varılmış. Bazı işverenler çalışanlardan üzüntü, kırgınlık, kızgınlık gibi duygularını kapının dışında bırakmasını beklese de duygusal zekanın önemini kavrayan işverenler de mevcut. Burada bir konunun altını çizmekte fayda var: Kuralları yok sayarak kafamıza göre hareket etmek değil, işe olan katkımızı ve motivasyonumuzu engelleyen katı kuralları norm olarak adlandırabileceğimizi fark etmek gerekiyor.

3) Aşırı Çalışma Faktörü

Sevdiklerinize yeterince vakit ayırıyor musunuz? Düzenli egzersiz yapabiliyor musunuz? Yeterince uyuyor musunuz? Cevaplarınız iş sebebi ile hayırsa; aşırı çalışma faktörü sizin hayatınızda da mevcut demektir. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayarak daha çok çalışmak, gündelik problemlerinizden kaçma yöntemi olarak daha fazla çalışmayı tercih etmek sizi o an kurtarıyor gibi gözükse de uzun vadede strese sebep olabiliyor. Stresin ise beraberinde zihnin çalışma seviyesini düşürdüğü ve duygusal zekanın gelişimini engellediğini de hatırlatmakta fayda var. Birçok insan iş yaptıkça stresinin azalacağını düşünse de yapılması gereken işler ve yerine getirilmesi gereken görevler hiçbir zaman bitmiyor. Üstelik gelişen teknolojiyle birlikte işlerimiz zaten cebimizdeki telefonlar vasıtası ile her zaman yanımızda oluyor.

Neyse ki iş yerinde mutluluğu engelleyecek olan bu üç faktörün önüne geçebilmemiz mümkün!

– İlk olarak mutluluğu hak ettiğinizi fark ve kabul edin.

– Tabii ki hepimizin kendince rahatsız olduğu konular var; fakat en beğenmediğimiz işlerde bile bize tatmin sağlayacak bir şey muhakkak oluyor. Size tatmin sağlayacak o şeyi görün. Bu noktada çok sevdiğim bir yöneticimin iş yaşamımda kulağıma küpe olması için paylaştığı sözü ben de sizlerle paylaşmak isterim: “Yaptığın banaysa, öğrendiğin kendine.”

– Duygusal farkındalığınız üzerine düşünün. Duygu ve düşüncelerinizi dinleyin ve sizi nelerin memnun ve rahatsız ettiğini tespit edin. Belki de size fayda sağladığını düşündüğünüz çalışma stillerinizin aslında size hiç de uymadığını fark edeceksiniz, kim bilir? Farkındalık her zaman ilk adımdır, sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

– Umut edin. Ütopik hayaller kurup gerçekleşmesini bekleyip üzülmek yerine; pozitif düşünerek güçlü kalmaya çalışın. Umut ettiğimiz noktada sabah yataktan kalkmada, işe gitmede, çalışmada, zorlukların üstesinden gelmede ve her türlü mücadelede çok daha azimli ve başarılı oluyoruz.

– Çalışma arkadaşlarınız ile bağ kurun. Koronavirüs sebebi ile bir çoğumuz evden çalışsak da normalde aile bireylerimizden çok iş arkadaşlarımızı görüyor ve onlarla vakit geçiriyoruz. Çalışma arkadaşları arasında karşılıklı sevgi ve saygı olduğunda insanlar işe daha mutlu gidiyor ve en önemlisi işe gitmek istiyor. İş yaşamımda arkadaşa ihtiyacım yok diye düşünenlere tarihte insanların yaşam koşullarını iyileştirmek adına bir araya gelerek kabile oluşturduklarını hatırlatmak isterim. 😊

Sizce sizin iş hayatınızda hangi faktörler var?

Hangi faktörler sizin “daha iyi bir siz” olmanızın önüne geçiyor?

Siz bunları ne kadar farkındasınız ve neler yapmayı planlıyorsunuz?

Onlarsız bir hayata ne dersiniz?

Her zaman daha mutlu olduğunuz bir iş yaşamı dileğiyle…

 

Hazırlayan: Büşra Oral

Kaynak: Happiness Traps: How We Sabotage Ourselves at Work? – Harvard Business Review September – October 2017

 

Comments are closed.