Çocuk Gelişiminde Mizahın Rolü

Çocukların komik buldukları şeyler, aslında bize onların gelişim seviyeleriyle ilgili çok önemli göstergeler sunar. Mesela “şişe, şase, şörek” diye anlamsız bir söz duyduğunda kahkahalara boğulan 2 yaşındaki bir çocukla müstehcen şakalara gülen bir ergen arasında belirgin bağlantılar vardır.

Çocukların güldükleri belli başlı şeyler, onların hangi gelişim aşamasında zorlandıklarını açıkça söyler. Böylece, hala tuvalet alışkanlığı kazanmakla uğraşan 3 yaşındaki bir çocuk “tuvalet” mizahıyla keyiflenirken, artık tuvalet alışkanlığıyla bir derdi kalmayan 7 yaşındaki çocuğun böyle şakaları aptalca bulmasının nedenlerini anlayabiliriz.

Gülmek en insanca davranışlardan biridir. Henüz 24 saatlik bir bebek dahi tatlı bir yiyeceğin kokusunu duyduğunda dudaklarına gülümsemeye benzer bir şekil verir. Sanki sinir sistemimiz bizi gülümsetmek üzerine kurulmuştur. Gülmek için öğrenme gerekmez.

İlk on ayda çocuklar ebeveynlerinden bağımsız bireyler olmaları başta olmak üzere bazı karmaşık şeyleri öğrenirler. Hatta görmedikleri nesneler ve insanların var olmaya devam ettiklerini de kavramaya başlarlar. Yani, anne odadan çıktığında başka bir şeyle ilgilenmeye gidiyordur ve eninde sonunda geri dönecektir. Bu bakımdan, 1 yaşındaki bir çocuğu güldürmek için “Ceeeee!” yapmaktan daha etkili bir oyun bulmak zordur. Fakat 6 aylık bir bebekten aynı tepkiyi almak pek mümkün olmaz veya 6 yaşındaki bir çocuk için bu çok sıkıcı bir oyundur artık. “Ceeeee!” denildiğinde gülmek zeka gelişimi ölçümünde belirgin bir göstergedir. Bu oyunda asıl önemli olan oyunun tahmin edilebilir olmasıdır. Annenin yüzünün ellerin arkasında kaybolması çocuğu heyecanlandırır. Çocuk annenin hala orada olduğunu bilmekte ve birazdan yine yüzünü göstereceğini tahmin etmektedir. Annenin yüzü ortaya çıkmaya başladıkça çocuktan da kahkahalar yükselir. Önceleri korkutucu olabilecek bu oyun şimdi çok eğlencelidir, çünkü çocuk artık geleceği tahmin edebilmektedir. Eğer anne yüzünü uzunca bir süre göstermeyecek olursa, çocuk tahmininde yanılacak ve ağlamaya başlayacaktır.

Çocuklar için anlayabildikleri oyunlar eğlencelidir. Dilin inceliklerini öğrenmeye başlayan iki yaşındakiler anlamsız kelimeler veya hecelerin kombinasyonunu duyduklarında kontrol edilemez kahkahalara boğulurlar, çünkü anlamsız hecelerin anlamlı kelimelerden farklı olduklarını artık algılayabilmektedirler. Hatta dünyanın bir düzeninin olduğunu da anlamaya başlayan bu yaştaki çocuklar anlamız olan her şeye gülerler. Mesela ayağına çorap giymek komik değildir onlar için, ama aynı çorabı kulağınıza geçirdiğinizde çok güleceklerdir. Aslında bu kahkahalar çocukların bilgi paylaşım araçlarıdır.

Bir çocuk 6 yaşına geldiği zaman ise eskiden çok güldüğü “Ceeeee!” oyununu veya kulaktan sarkan çorapları komik bulmaz. O aşamaların zorluğu ve gerilimi, şimdi yerini mantık ve soyutlamadan alınan zevke bırakmıştır. 6 yaşındaki bir çocuğun bilmeceleri ve şakaları çoğunlukla gülünç sıralamalar, kelime oyunları veya mantık yoksunluklarından oluşur. “4 fil bir arabaya nasıl biner?” “2’si öne, 2’si arkaya.” “Yemek pişirmek için en uygun ay hangisidir?” “Ocak.” Yetişkin olarak bizleri güldürmeyecek basitlikteki bu mizah, 6 yaşındaki bir çocuk için büyük bir eğlence sunar. Bu şakaların içeriği, çocuğun gelişmekte olan mantıksal düşünme becerilerini ve dil yetkinliğini yansıtmaktadır. Bir arabaya sığabileceklerini düşünen filler, çocuğun anlayabildiği bir şeyi anlamıyorlardır. O küçük çocuk, kocaman fillerden daha çok şey biliyordur ve bu bilgiden güç alıyordur. Diğer şakada ise çocuk bir kelimenin çeşitli anlamları olabileceğini göstermektedir ve daha küçük yaştaki bir çocuk için bu anlaması oldukça zor bir şeydir.

Çocuklar ilkokul bitirme çağına henüz geldiklerinde ise şakalarının masum içeriği değişmeye başlar. Psikologların tam olarak anlamlandıramadıkları sebeplerden dolayı dördüncü ve beşinci sınıfa giden erkek çocukların güldükleri şeyler, kız çocukların güldüklerinden farklılık gösterir. 10 yaşına gelen bir erkek çocuğu fiziksel şiddet ve cinsellik içeren şakalar yapmayı sever. Aynı yaştaki kız çocukları ise fiziksel olarak daha az, fakat sözel olarak daha fazla saldırganlık içeren bir mizah türünden hoşlanırlar. Bu bakımdan yapılan şakalar, kişinin dahil olduğu toplumsal grubun da bir göstergesidir. Espriyi anlayanlar o gruba aittir; anlamayanlarsa değildir.

Bu farklılıklara rağmen, hem kızlar hem de erkekler mizahı aynı amaçla kullanırlar. Ergenlik çağındakiler için mizah, cinsellik gibi onlar için büyük öneme sahip konularla uzlaşabilmelerinde dolaylı bir araçtır. Doğrudan uğraşıldığında duygusal açıdan bir stres kaynağı olan bu konularda kültürel normları ve kabul edilebilir davranışları tespit etmede mizah önemli bir fırsat sunar. Mizah sayesinde bir davranış biçimini denemek ve pişman olunduğunda “Sadece şakaydı,” diyerek vazgeçmek bile tek başına mizahın ergenlik çağındaki çocukların gelişiminde ne kadar kullanışlı bir iletişim aracı olduğunu göstermeye yeterlidir.

Lawrence Kutner, Ph.D

Comments are closed.